|
|
15/3/2008


  
| 1
|
|
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ
|
|
(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95.
|
| 2
|
|
اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ
|
|
İslâm, güzel ahlâktır.
Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.
|
| 3
|
|
مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ
|
|
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
|
| 4
|
|
يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا
|
|
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
|
| 5
|
|
إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:
إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
|
|
İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.
|
| 6
|
|
اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ
|
|
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
|
| 7
|
|
لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ
|
|
Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
|
| 8
|
|
اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا
وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ
|
|
Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
Tirmizî, Birr, 55.
|
| 9
|
|
إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ
|
|
Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.
|
| 10
|
|
اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ
|
|
İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
|
| 11
|
|
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ
|
|
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
|
| 12
|
|
عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ
بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
|
|
İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.
|
| 13
|
|
لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ
|
|
Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.
İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.
|
| 14
|
|
لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
|
|
Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.
|
| 15
|
|
اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
|
|
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
|
| 16
|
|
لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا
|
|
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
|
| 17
|
|
اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
|
|
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
|
| 18
|
|
لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا
وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ
|
|
Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58.
|
| 19
|
|
إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا
|
|
Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.
Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.
|
| 20
|
|
لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ
|
|
(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
Tirmizî, Birr, 58.
|
| 21
|
|
تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ
|
|
(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.
Tirmizî, Birr, 36.
|
| 22
|
|
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ
|
|
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;
Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
|
| 23
|
|
رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ
|
|
Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.
Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
Tirmizî, Birr, 3.
|
| 24
|
|
ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:
دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ
|
|
Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.
İbn Mâce, Dua, 11.
|
| 25
|
|
مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ
|
|
Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir
hediye veremez.
Tirmizî, Birr, 33.
|
| 26
|
|
خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ
|
|
Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.
Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.
|
| 27
|
|
لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا
|
|
Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir.
Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
|
| 28
|
|
كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى
|
|
Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.
Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.
|
| 29
|
|
اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ
|
|
(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.
Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.
|
| 30
|
|
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ
|
|
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
|
| 31
|
|
مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ
|
|
Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;
ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.
Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.
|
| 32
|
|
اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ
|
|
Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden
veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle
geçiren kimse gibidir.
Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;
Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.
|
| 33
|
|
كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
|
|
Her insan hata eder.
Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.
Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.
|
| 34
|
|
عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ
|
|
Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.
|
| 35
|
|
مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا
|
|
Bizi aldatan bizden değildir.
Müslim, Îmân, 164.
|
| 36
|
|
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ
|
|
Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler.
Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.
|
| 37
|
|
أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ
|
|
İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
İbn Mâce, Ruhûn, 4.
|
| 38
|
|
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ
طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
|
|
Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.
Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.
|
| 39
|
|
إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ
وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ
|
|
İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.
|
| 40
|
|
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ
|
|
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, | |


Belki uzun, belki kısa bir yoldasınız..
Her başarısızlık sizin için birer KAVŞAK
Endişeleriniz bir VİRAJ
Arkadaşlarınız bazen GAZ PEDALI olur bazen de FREN..
Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki KIRMIZI
Aileniz ise yolunuzdaki UYARI TABELALARI
İş hayatınız ise ENGEBELİ BİR ARAZİ..
Ama
Deponuz PRENSİPLERİNİZ ile doluysa..
Motorunuz İRADENİZ kadar sağlamsa..
İnandığınız her şey SİGORTANIZ olmuşsa..
Ve yan koltukta YARADANIN varlığını her zaman hissediyorsanız..
Dilediğiniz Yere Mutlaka Varacaksınız…


Gülüşün bakışın bir başkaydı güzelim, Çok hoşuma gitmeye başlamıştın benim, Senin yanında zaman geçmesin isterdim, Zaten istesem de durmaz zaman bilirim.
Bir Pazar günüydü açtım kalbimi sana, Kondurmuştum bir buse hemen yanağına, Nasıl heyecan verdi bilir misin bana, Ömür verirdim birkaç dakikalık zamana
İlk kez aşık olmuştum ne güzeldi tadı, Çok mutluydum benimde bir sevgilim vardı, Seviyorum her şeyi, tek düşman zamandı, Mevsim kıştı ama gölüm sanki bahardı.
Geçiyor günler bakarak birbirimize, Hayattan zevk alıp, yaşıyorduk biz bize Yalnızlığı paylaşır, oturur diz dize, Bir an ayrı kalsak, bakışırdık göz göze.
Bilmem ki neydi o kara günde olanlar, Başlamıştı sende sıra sıra yalanlar, Bir anda kaybolup gitmişti yaşananlar, Açtın kalbimde kapanmaz derin yaralar.
Ne yazık ki seni sevmek büyük hataydı, Duydum olanları sanki dünyam karardı, Anlamıştım ki senden bana yar olmazdı, Yüzündeki ifade demek ki yalandı.
Yalan aşka kırılmıştı kalbim bir kere, Harcamıştın kutsal sevgimizi boş yere, Nasıl inandım verdiğin sahte sözlere, Kaderime küserim yok ki başka çare.
Biliyorum artık bir anda her şey bitti, O güzel günler mazide yok olup gitti, Şu gönlüm bilmem ki sana nasıl sabretti, Zalim felek, beni sana oyuncak etti.

......kırık bir aşk.............hikayesi bu... ..umutsuzluklarla..........ve hüzünle dolu... güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak .bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz ...amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz .....görüşebilmek zor, görüşmemek zor. .........sevebilmek ve de sevilebilmek, ...........ne kadar mümkün sence? ............ne kadar olası bu düş? .............birleşebilir miyiz? ................sen-ve-ben ................bir gün! ................. ?
........?
![3890c817fb6zs0jy0[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1phZP9FN1O2JaHQgXgVB3OHIK7HS4R3rTiBrXIgZq_0b1_bVZCaQex02JkpdAiP0jNj2Ke0hnNuts) ![3890c817fb6zs0jy0[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1phZP9FN1O2JaHQgXgVB3OHIK7HS4R3rTiBrXIgZq_0b1_bVZCaQex02JkpdAiP0jNj2Ke0hnNuts) ![3890c817fb6zs0jy0[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1phZP9FN1O2JaHQgXgVB3OHIK7HS4R3rTiBrXIgZq_0b1_bVZCaQex02JkpdAiP0jNj2Ke0hnNuts)
Sen bana sordun bana ilgi duyuyormusun diye Ben hayir dedim,
Sen bana sordun senin kalbindemiyim diye Ben hayır dedim,
Sen bana sordun gidersem aglarmısın diye Ben gene hayır dedim,
Sen gidiyordun kolundan tuttum ve sana dedim ki:
Seninle ilgilenmiyorum ''SENİ SEVİYORUM'' Sen güzel degilsin SaHaNeSIN
Sen kalbimde degil '' KaLBiMSiN'' Eger ki sen gidersen aglamam '' ÖLÜRÜM''
(S)evdikl(E)rimin, Arasi(N)da en,(S)evdigim kim bil(İ)yormusu(N) Not: SENSİN    
28/11/2007
|
|
Red Kit: Vahşi Batı'nın bu gözü pek kovboyu, Dalton Kardeşlerin
ortancalarından Vilyım'la uygunsuz bir pozisyonda yakalandı. Sevenleri tarafından linç edilmek istenirken son anda kaçmayı başaran Red, 1895 yılında atı Düldül'ü Masaçuset Sucuk Pastırma ve Et Mamulleri Fabrikasına satarak küçük bir kanoyla Amerika'dan Malezya'ya kaçtı. Bir daha da izine rastlanamadı
|
|
Kırmızı Başlıklı Kız: Anneannesini yiyen kurtla, bu vahim olaydan 5 yıl sonra sade bir törenle evlendi. Dünyaevine nikahtan giren Kırmızı Başlıklı Kızın bu mutlu evlilikten Bobi, Tobi ve Hüsrev adlarında 3 eniği oldu. Eşinin anneannesini yediği için vicdan azabından geberen Kurt, sonunda tiner ve bali batağına düşerek intihar etti.
|
|
|
| Pamuk Prenses: Kendini öperek uyandıran beyaz atlı prensin azılı bir beyaz kadın simsarı olduğunu öğrendiğinde onun için artık çok geçti. Avrupa'da pek çok pavyon ve randevuevinde çalıştıktan sonra "Smooth on the Water" yani "Koy Koy Suyundan da Koy Koy" adlı bir kitap yazarak Orta Çağ Avrupasının fuhuş alemini anlattı.
|
|
Peter Pan: Havada uçan, karada kaçan bu kahramanımız uçmak ve kaçmakla bir yere varamayacağını anlayarak tövbeye geldi. Mistik Doğu'yu merak ederek yollara düşen genç adam, gezisinin Anadolu durağında çok etkilendiği yurdumuza yerleşme kararı aldı. Erciş Pan Turizmin de kurucuları arasında yer alan Peter Pan, birkaç yıl sonra Hac farizasını yerine getirmek için gittiği kutsal topraklarda, taşlanan şeytandan seken irice bir taşın omurilik soğanını ezmesi sonucu hayatını kaybetti. Kabri, Şattülarap'tadır.
|
|
|
|
Pembe Panter: Şanlı panter ırkının karizmasını aleme papyon ettiği ve atalarının adını lekelediği iddiasıyla Kara Panterler Örgütü tarafından sokak ortasında hunharca parçalanarak öldürüldü. Sağlığında pembe rengi yüzünden, "şööle bööleymiş, yumurtaymış, cillopmuş, karpuzmuş, hötöröfmüş" gibi iddialarla karşı karşıya kalan Pembe Panter aynı zamanda Mazlum-Der Kuzey Amerika Şubesi üyesiydi.
|
|
Heidi: Çizgi filmde Dedesi rolünde oynayan ak sakallı, nur yüzlü, tevekkül adamı kisvesine bürünmüş ihtiyar oyuncu Hans Manfred Singer tarafından mesajlı tacize uğradığı iddiasıyla film şirketiyle olan anlaşmasını feshetti. İhtiyar Oyuncu her ne kadar, "O mesajları, kendisini torun rolüne motive etmek için ben gönderdim. Bunu Peter'e de yaptım, Klara'ya da, öbür kızlara da" dediyse de kimseyi inandıramadı. Genç ve çıtır formatındaki Heidi, 1975 yılında Almanya'da yaşayan Becayiş İstempele adlı Pülümürlü bir gurbetçimizle evlenerek Türkiye'ye yerleşti. "Ömercik Aslan Parçası", "Kezban Paris'te" ve "3 Süpermenler İsmail Dürüt'e Karşı" gibi filmlerde yardımcı kadın oyuncu rollerine çıktığında ise o eski şöhretinden eser kalmamıştı. Heidi, 1983 yılında Şile'deki evinde, 5 numara örgü şişini şah damarına sokarak intihar etmiş olarak bulundu.
|
|
|
|
Keloğlan: Can Kızla evlendikten 3 yıl sonra şiddetli geçimsizlikten ayrıldılar. "Benzini Şelden, Akılı Kelden" düsturunun yaratıcısı olan Keloğlan, kahramanlık dünyasından ayrıldıktan sonra bozacılık, şıracılık, tellaklık" gibi işlere girip çıktı. Bir dönem Yeniçeri Ocağına kaydını yaptıran kahramanımız, Fındıkkurdu 1 adlı askeri tatbikatta kafasına mancınık taşı çarpmasıyla eğitim zaiyatı oldu. |
|
Cin Ali: Asıl adı Fehim Bilgeyts'tir. Çizgi diziden ayrılmasının ardından, "Bunca Yıl Nasıl Çiroz Kaldım" adlı bir diyet kitabı yazdı. Bu eseri, dönemin Hükümeti tarafından toplatılan Fehim Bilgeyts, İstanbul DGM'de yargılanarak cezaevine konuldu. Cin Ali dizisinde oynadığı yıllarda, rol arkadaşı olan Karagözlü Kuzu'yu mangal yaparak eşini dostunu rakı alemine çağırdığı ve dostunun derisini Türk Hava Kurumu'na vermediği iddiaları yüzünden zor durumda kaldı. Bir dönem Beşiktaş'ta futbol da oynayan Bilgeyts, daha sonra Deli Yürek, Deli Dumrul, Baba Evi ve Ali Veli Kırtdokuz Elli gibi önemli Tv dizilerinin senaryosunu kaleme aldı.
|
|
|
| Kızılmaske: Ormanda 10 kaplan gücünde olduğunu ispat etmek için Şov Tv'yi arayıncaya kadar harbiden de ormanın en kuul, en gizemli, en delikanlı şahsiyetlerinden biriydi. Yıllarca rantını yediği "10 kaplan gücündeyim bilaaader" tribinin sonu artık gelmişti. Baseniyle beşe on dilme üzerinden 20'lik çivi söktüğünü iddia eden Malatyalı Berber Cebrail Künefe ile karıştırılarak canlı yayında kendisinden çivileri sökmesi istendi. Bu arada Kızılmaske zannedilerek arenaya sürülen Cebrail de kaplanlar tarafından lime lime parçalanmaktaydı. Bu olaydan sonra bir daha insan içine çıkamayan Kızılmaske, ormanın en denyo *** olarak hayvanat ve nebatatın hafızalarına kazındı. Budur bir efsanenin çöküşü...
|
|
Süpermen : Dünyayı kurtardı kurtardı ama kendini kurtaramadı . yere iniş sırasında duramayınca Karabük demir-çelik fabrikasının bacasına oturdu ...
|
|
|
|
Kedikadın: bir mart günü damda dolaşırken 3 erkek kedinin saldırısına uğradı. Kötü yola düştü. Daha sonra kendisini bu hayattan kurtaran bir van kedisiyle evlendi. Şimdi hayatına ev kedisi olarak devam ediyor.
|
|
Temel reis: o süper kahraman değildi, olamadı da zaten.. Yaş kemale erince ıspanakların arasında haşhaş yetiştirip sattığı ortaya çıktı.. O çizgi filmlerdeki ultra mega şeyleri ıspanak yediği için değil, haşhaştan kafayı bulduğu için hayal olarak gördüğü anlaşıldı.. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bir odada bakıma alındı. Saksıda çiçek yetiştiricem diye kenevir tohumu ekince elini kolunu yatağa bağladılar.. Şimdi ne halde kim bilir..
|
|
|
Evet arkadaşlar işte sevgili kahramanlarımızın hazin sonu böle diğerlerimi ??? onlardan hiçbir haber alınamadı.BURDAN SESLENİYORUM!!!! Eğer onlardan herhangi birini gören ya da duyan varsa 09004514521 nolu telefon numarasına lütfen haber versinler ya da hazin öyküsünü bildiğiniz süper kahramanlarımızı lütfen yorum kısmına bildiriniz hoşçakalıııııın :):)
|

  
 


     
     
    
     

ziyaretçi sayısı

''ARKADAŞLIK'' insanların birbirlerine verebileceği EN değerli hediyedir; görüşmek dileğiyle...
|
SEN&BEN
Hadi geliver canım,geç kalmayalım. Tut ellerimden hülyalara dalalım. Bak gözlerime düşün bir kere. Hadi bitanem mutlu olalım, Hayat cok kısa unutma!

Acılar caresiz, Yalnızım sensiz! Yaşayamam sevgisiz! Bilirim sende bensiz, Olamazsın bitanem...
Sonsuzluga giden yolda,el ele tutuşalım Rabbim`in rızasıyla,Cennette buluşalım.
 Sadece sen ve ben! Sensiz yaşayamaz bu beden! Bırakıp gitme beni ne olursun, Yalnızlıgın tam ortasında, Korkuyorum...
 iki bedende bir can gibiyiz! Otantik gülüşlerde,gülen cehreyiz, Biz ayrılamayız,bir bütünüz. Bal dudaklı dal budaklı, Topraga kök salmış, yemyeşil defneyiz
 Bu kalp seni özler! Dilimde adın, hece oldu sözler, Ansızın geliversin diye, Ellerim duada,hep bunu diler, Bu yürek seni ister...
Misk anber kokan, gül tenimi, Sevinç ışıklarıyla yıka, bedenimi, Ay yıldızlardan, tac yap saclarıma. Gökyüzüne ucur nazlı sevgimi, Küheylan olsun ucsun semada umutla...
 Özlemler son bulsun! Evimiz beyaz,dört duvar, Gecem, gündüzüm olsun. Hayallerin ötesinde, Pembe güller, yanaklarımızda acsın, Gamzeli gülümseyişlerde...
 Sevmişim bir kere! Canım bedenimden ayrılsa bile! Ucar ruhum gökyüzünde, Sevdim sevdim sevdim diye... Yerlere serilir halı olurum Üzerimde yürürsün diye. Sevmişim bir kere! Yeminler olsun..
Serkan TAŞKIN 
|
|



Tatlı biri var sevilmeye değer, güzel biri var görülmeye değer, iyi dostlar
var özlenmeye değer, ama biri varki can vermeye değer!
Rüyalara rest çektim uyumuyorum. herkez derin uykudayken ben sana
dalıyorum. Uykular çok tatlı derler ben seni tadıyorum. Onlar uykuya
ben sana doyamıyorum...
Dünyanın en güzel şeyini sana vermek isterdim, Fakat seni sana
nasıl verebilirim ki?
Kimi rüyalar görülmeye değer kimi ise yaşanmaya sen benim gördüğüm
ve bitmesin diye yaşattığım en tatlı gerçek rüyamsın...
bir damla gözyaşın olmak isterdim yanaklarından süzülüp
dudaklarından ÖPMEK İÇİN...
Seni sevmek kusursa sana özür borçluyum,seni çok ama çok sevdim
ikikere suçluyum.
Sen yıldızlar kadar parlak ve güzelsin,ama aranızdaki fark
onlar milyonlarca, sen ise bir tanesin
Belki dünya için önemli olmayabilirsin Ama benim için
dünyalar kadar önemlisin
Ay seni sevdiğim kadar sevmiş olsaydı, sanırım dünya bir daha
güneş yüzü görmezdi...
 Seni tahmin edemeyeceğin kadar değil, tahammül edemeyeceğin
kadar çok seviyorum..
Dün gece yıldızlara baktım onlarda belki seni görürüm diye
Ama onların bile senin kadar parlak ve güzel olmadığını anladım.
Güldediğin nedirki solar gider, gün dediğin nedirki yaşanır gider,
alev dediğin nedirki kül olur gider bizim dostluğumuz sonsuzdur
taki o mezarda biter.
Aşığım sana doyamıyorum Ne de güzelsin bakamıyorum
seni sevmeye kıyamıyorum bu ne büyük aşk Allah'ım anlamıyorum...
Dünyadaki en güzel şeyi sana vermek istedim ama seni sana veremedimki.
Seni sen olduğun için değil seninle beraberken kim olduğumu
anladığım için seni seviyorum...
Unut gitsin boşver dediler, bende unuttum ama seni değil, unut diyenleri.
Sana ne demeliyim?Hayattim desem, hayat kisa, günesim desem
gunes batiyor, çiçegim desem oda soluyor.sana canim demeliyim
çünkü bu can seninle yasiyor.
bu akşam hayalin canlandı gözlerimde.ışık oluyorsun karanlık
gecelerime.yıllanmış şarap gibi yanıyorsun içimde.bu akşam
seni ölesiye özledim.
Bakarsan uzaktayım düşünürsen aklındayım hissedersen kalbindeyim
arıyorsan tenindeyim ve özlüyorsan hep seninleyim BİTANEM
Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek
isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa
görülebilen harika bir rüyasın!..
Hayatta tek ümidin gülmek olsun. Eger birgün aglarsan,
oda mutluluktan olsun.
Unutma, Seven bir kez Ölür, Ölen bir kez Gömülür. Ama benim
sana olan Askim, ne Ölür ne de Gömülür.
senı sevıyorum demek bu kadar kolay olsaydı bunu gozlerının ıcıne
bakıp soylemezdım egerkı gozlerıne bakarak senı sevıyorum
dıyebılmıssem ıste senı o zaman gercekten sevmısımdır
Sen en büyük sevgiyi hak edecek kadar"mükemmel"ama herkesin
seni sevmeyi hak edemeyeceği kadar "özelsin"
...VE EN ETKILISI
S E N I S E V I Y O R U M

|
EVLİLİK AĞACI
Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.
Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi.
Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkasına yetiyordu.
Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.
Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi. "Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım."
Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılatılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı.
|
|
|
|
|



  

 
|
Aşkımın büyüklüğünü; sevdamın yüceliğini anlatmaya çaliştim sana!Bunca nedenden ve bunca sözden sonra seni ne kadar çok sevdiğimi anlatmayı başarabildim mi bilmiyorum. Sözcüklerle tarif edilemeyeck kadar derin sana hissettiklerim.Birde yüreğimdeki kuşların sesini dinle;Belki onlar daha iyi anlatır aşkımı.Biliyorumki sen olduğun sürece o kuşlar hiç terketmiyecek yüreğimi.Sevdiğim ben herzaman seninleyim ama sensizim...
SêN...  gölgesinde dinlendigim kökü bende bir çinardin. Gazel dökmüs bir bahardi yoklugun! SêN...  bir saçak altiydin dolu yagarken sigindigim; dag basinda tahta, küçük bir kulübe; ayazlarda isindigim... Tutundugum tüm dallari kiran, korkunç bir firtinaydi yoklugun! SêN...  hep yolumun üzerinde suyu sonsuz bir pinardin. Tenimde, yüregimde çöl yanigiydi yoklugun! SêN...  ayriligi bile sevdiren sapsari bir güldün; kavusmalarin o tatli heyecani... Ömrüme yüklenen; anlamsiz, tesellisiz bir hasretti yoklugun! SêN...  türküler gibi yanik, misralar gibi hoyrattin. siirleri dilsiz, türküleri issiz birakti yoklugun! SêN...  bakmaya doyamadigim siyah-beyaz bir fotograftin; atmaya kiyamadigim, eski, degerli bir kitap... SêN...  bütün yorgunlugumu alan bir aksam günesiydin; umudumu besleyen serin bir seher yeli... SêN...  daglarin bagrinda kirlenmemis bir irmaktin; kumsalimda serinleyen çiglik çigliga bir marti; SêN...  avuçlarimda taze ekmek kokusuydun; yüregime kazinmis muzip, sirin bir gülümseme... Dinmeyecek sandigim gözyaslariydi yoklugun! SêN...  tozpembe ruyalardin, ilk sana anlattigim... Uyanmayi bekledigim bir kabustu yoklugun! SêN...  Bensiz yasarsin, sensiz yasamayi denerim! derdin. Bizsiz yasayamadigim, dipsiz bir karanlikti yoklugun! SêN...  en tatli sohbetlerin gevezesiydin; sözü hiç tükenmeyen bir düs gezgini... Ortasinda boguldugum sessizlikti yoklugun SêN...  kadehimdeki en berrak saraptin, gökyüzümdeki en parlak yildiz... Avuntusuz gecelerin korkusuydu yoklugun! SêN...  aklin basinda degil de, yüregin elindeyken gelirdin bana; sanki soluk soluga yasanmaliydi hersey, hep aceleciydin... Elimi bir yerlere koyamadigim, duvarlardan nefes alamadigim; tarifsiz bir sIkIntI, tekdüze bir ümitsizlikti yoklugun! SêN...  mutlulukla kiydigim; ölüm ayirana kadarlik bir nikahtin. Siranin aciya geldigi bir bedeldi yoklugun! SêN...  yazilarima eni konu yerlesmis; adi, cismi belirsiz bir sevda; mutlulukla sarmas dolas bir hüzündün! Kalemimi tutusturan; ölümü, hasreti cümlelerime tasiyan bir atesti yoklugun! SêN...  hayatla yaptigim bütün savaslarin ganimetiydin. Namlusu yüzüme dönük bir silahti yoklugun!
SêN...  vazgeçmemin engeliydin; anlasmaya hep uydum. Ölümle hayat arasinda gidip gidip geldigim, Rus ruletiydi yoklugun!
SêN...  vazgeçmemin engeliydin; anlasmaya hep uydum. Ölümle hayat arasinda gidip gidip geldigim, Rus ruletiydi yoklugun!
SêN...  Bensiz yasarsin, sensiz yasamayi denerim! derdin. Bizsiz yasayamadigim, dipsiz bir karanlikti yoklugun!
Hayata sarılmışken senin sevginle Susuz kalmış bir çiçekti yokluğun....
SêN...  yazilarima eni konu yerlesmis; adi, cismi belirsiz bir sevda; mutlulukla sarmas dolas bir hüzündün! Kalemimi tutusturan; ölümü, hasreti cümlelerime tasiyan bir atesti yoklugun!
|

 HIKAYE
Senin dudakların pembe ellerin beyaz
Al tut ellerimi bebek tut biraz
Benim doğduğum yerlerde ceviz agaçları yoktu
Ben bu yüzden serinlige hasretim
Oksa biraz
Benim Dogdugum yerlerde bugday tarlaları yoktu
Benim dogdugum köylerde köyleri geceleri eskiyalar basardı
Ben bu yüzden yalnızlıgı hiç sevmem
Konus biraz
Benim dogdugum yerlerde insanlar gülmesini hiç bilmezdi
Gül birazBenim Dogdugum yerlerde hep kuzey rüzgarları eserdi
Hep bu yüzden dudaklarım çatlak
Öp biraz
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin
Sende anlat dogdugun yerleri
Anlat biraz!..

HAYAT DİYORUM SANA
Her hücrem seni haykırıyor Kanım oluyorsun, canım oluyorsun Sanki. sanki damarlarımda hep sen dolasıyor Yüregimde sadece sen atıyorsun... O kadar yorulmusum ki sensizlikten, Bazen nefes almak bir iskence gibi... Bazen, Bazen, Haykırmak bile zor geliyor seni.. Dedim ya, Hayat diyorum sana Uyudugumu mu sanıyorsun? Ya da, Ya da uyanmamı mı bekliyorsun sensizlige? Yatak desen buz gibi, Ne sen kokuyor odam, Ne seni sayıklıyor yorgan, Yastıgım bile agır geliyor sensizlige... Sensizlige sarılmak nasıl birsey bilir misin sen? Vücudunun her santimi titremeye baslar önce, Hissizlesirsin biraz daha, Sensiz geçen her saniye, Kulakların duymamaya, ellerin tutmamaya baslar, Atmaktan yorulmus yüregin, Asla göremeyecegi senli düslere aglamaya basladıgında, Gözlerini kapatmak istersin, Her kapatıgında sen, her açışında sensizlik büyür gözbebeklerinde, Ve bir sigara yakarsın karanlıga, Her nefeste basın biraz daha döner, Biraz daha hissedersin cigerlerinin yanıgını, Her sigara sen olur sonra, Her çekiste sensizlik dolar vücuduna... Sonunda biter ya sigaran, Her zerresi vücudundadır artık sensizligin, Hiç çıkmaması için ugrasırsın. ama nafile... Iste o zaman, Sensizligi kucaklamak gibidir yastığa sarılmak! Sıcaklıgını ararsın her kösesinde, Olanca gücünle sarılırsın, ama nafile... Dedim ya, Hayat diyorum sana, Yabancı gözlerle bakıyorum etrafa, Gözlerimdeki sensizligi, Olanca gücümle saklıyorum, Her sözü susuyorum sensizlige, Kokun cigerlerimde kalsın diye, Nefes bile almıyorum... Her anım senle doluyor, Her sen, biraz mavi oluyor, Her mavi, karanlıga göz kırparak, Geceyi doguruyor... Uzun, karanlık ama mavi gecelerde buluyorum sensizligi... Sensizligi aramak nasıl birsey bilir misin sen? Sigaran kalmadıgında her yeri altına üstüne getirip, Bir tek sigara arayıpta, Bulamayınca yatıp uyuyum bari, Sabah nasıl olsa alırım diye geçistirip, Sonra sabaha kadar uyuyamayıp, Bütün günü bir tek sigara ugruna, Uykusuz geçirmek gibidir sensizligi aramak, Ya da yabancı bir evde yatıpta, Yattıgın yerin her kösesinde, Kendi yatagından, kendi odandan bir iz arayıp, Sabaha kadar, yatakta bozulmamıs yer bırakmayıp, Uyuyamadan kalkmak gibidir sensizligi aramak... Hosgeldin sensizligim, Hosgeldin mavi geceme, Hosgeldin düslerime, Hosgeldin yorgun gönlüme... Dedim ya, Hayat diyorum sana, Yasanıyorsun diyorum, Her an, Her Zaman ve Her kosulda!...SERKAN TAŞKIN
(allah ayırmasın sevenlerı(:)

ASKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Ask bu dünyanin ölçüleriyle açiklanamaz sevgili. O ilkel bir acidir, yaban bir agridir. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir seye dokunur. Sonra bir perde açilir ve yolculuk baslar. Bu yolculukta artik para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, is, anneler ve korkular yoktur. Askin kendi gerçekligi vardir sevgili. Insan bir baska isiga teslim olur...
Askta yarin yoktur sevgili. Zaman ileri dogru degil, içeri, yüreklere, derinlere dogru islemeye baslar. Insan korkusuz olur, daha derinden anlamaya baslar, bilgelesir. Hiç bilmedigi sezgileriyle bulusur. Yükü çok agirdir, kendiyle bulusmustur. Hem disindadir dünyanin, hem de ta ortasinda
Hindistan’da Ganj Nehri’nin kiyisinda yakilan yoksul adamin hissettikleri de onunladir, yitirdikleri de... New York’ta, bir sokakta, kartondan kulübesinde yasayan kadinin çiplak yalnizligi da. Her sey onunladir, ona emanettir sanki, ama o, çildirtici bir yalnizlik içindedir yine de... Askin kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanimiza karisan ilkel aci, o yaban agriyla hiçbir kitabin yazmadigi hakikatlere daha yakinizdir, inan...
Kim demisti hatirlamiyorum, ask varligin degil, yoklugun acisidir diye. Belki de bu yüzden ilk gençligimde, o yogun âsik oldugum yillarda, gözüme uyku girmez, dudagimda bir islikla bütün gece sehri, o karanlik, o hüzünlü sokaklari dolasir, insanlari uykularindan uyandirmak isterdim. Uyanip, içimde derin bir siziyla uyanan o derin sancinin acisina ortak olsunlar diye...
Ask çok eski bir seydir sevgili. Onun içinden o çileli çocuklugumuz geçer. Sevdigimiz insanlarin çocukluklari da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasiz yatililar geçer. Ve sonra ask bütün bunlari alir, daha da eskilere gider, hep o ilkel aciya, o yaban agriya...
Insan bazen nedensiz yere umutsuzluga kapilir. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanir... Bazen denizler, kiyilar çeker insani. Insan bu kapilmayi anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yasanmasindan korkulup vazgeçilmez asklarin sizisidir bu. Bu sizi, bu yenilgi mevsimlerle yillarla devredilir baska insanlara... Bir insanin yaptigi bir hatanin tüm insanlara yayilmasi gibi...
Iste simdi biz de sevgili, ya olmadik zamanlarda umutsuzluga kapilip, solugu evlerde alacagiz, ya da denizler, kiyilar çekecek bizi. Nasil biz baskalarinin korkakligini tasiyorsak, baskalari da bizim korkakligimizi tasiyacak, yenilgimizi, umutsuzlugumuzu...
Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, is, anneler ve korkular baslayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse ask yoktur ve hiç olmamistir sevgili. Birbirimizi kandirmayalim...
Hadi güne hazirlan. Yasadiklarimizi unutmaya çalis. Ask bize güvenip verdigi büyüsünü, sirlarini, cesaretini, bilgeligini ve o ilkel, o yaban agrisini geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üsüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarin olacak...
Askta yarin yoktur sevgili...

* * *
Lakin gün gelir anlarsiniz; içten içe bir seylerin kanadigini... Tutkulu sevdalarin gizli hançerleri baslar parildamaya...Surasindan, burasindan elestirmeye koyulursunuz: "Söyle görünse, öyle demese, degisse biraz ya da eskisi gibi olsa..." Baskalarini örnek göstermeye, "Bak onlar nasil yasiyor" demeye baslarsiniz. Hem birlikte yasayip, hem özgür olmanin yollarini ararsiniz. Askinizin gözü kör degildir artik, yanlisini görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya.." diye baslayan sohbetlerde açilir elestirinin kapisi; açildikça, bastirilmis itirazlar yükselir bilinçaltindan... Böyle süremeyecegini bilirsiniz. Degissin istersiniz. O, sevgisizliginize yorar bunu... Ihanete sayar. Tutkulu iliskilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terket" diye gürler...
* * * * * * Bir zamanlar bir gülücügüyle alacakaranligi isitan o rüya, bir kabusa dönüsür birden... Kapatir gönlünün kapilarini, yasaklar kendini size... Hoyrattir, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konusturmaz, suçlar,yargilar mahkum eder. Mühürler dudaklarinizi, yirtar atar yazdiklarinizi, siler sizi defterden... "Iyiligin içindi hepsi, seni sevdigim için..." dersiniz,dinletemezsiniz. Ayrilirsaniz asamayacaginizi bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. Ihanetten kirilmistir kaleminiz; severek, terk edersiniz...
* * * "Madem öyle..."nin çagi baslar ondan sonra...Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep baskalarini seçmistir, madem ki kiymetinizi bilmemistir, o halde "günah sizden gitmistir". Lanet ederek bu karsiliksiz aska, çekip gitmeleri denersiniz. Askin göçmenlik çagi baslar böylece... Daha özgür olacaginiz limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzaga izlersiniz olup biteni... Etrafi bir sürü ugursuzla dolmus, kurda kusa yem olmustur. Deli kanlilar, eli kanlilar, ugruna ölenler, sirtina binenler sarmistir
* * * çevresini... Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye... Ugruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... "Bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsiniz bir süre... Ama sonra... ansizin kulagimiza çalinan bir sarki ya da kapi araligindan süzülüp gelen bir koku, hatirlatir onu yeniden... Yaban ellerde, baska kollarda ondan bahseder aglarsiniz. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, sarkisini dinlemeyi, yemegini yemeyi, elinden bir kadeh raki içmeyi... Karsi nehrin kenarindan hasret siirleri haykirirsiniz, sular kulagina fisildasin diye... Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bagirmak geçer içinizden...Dönemezsiniz. Göremedikçe baglanir, uzaklastikça yakinlasirsiniz.
* * * Anlarsiniz ki bir çaresiz asktir bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarinda ölmek, kucagina gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda"kuskusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz...
CAN DUNDAR

YASADIKALRIMDAN ÖĞRENDİM BİR SEY VAR!
Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi, yogunluguna yasayacaksin bir seyi
Sevgilin bitkin kalmali öpülmekten
Sen bitkin düsmelisin koklamaktan bir çiçegi
Insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuga
Yasamak yeryüzünde, onunla karismaktir
Kopmaz kökler salmaktir oraya
Kucakladin mi simsiki kucaklayacaksin arkadasini
Kavgaya tüm kaslarinla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandin mi bir kez simsicak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin
Insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildigine
Hem de tüm benligi seslerle, ezgilerle dolarcasina
Insan baliklama dalmali içine hayatin
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasina
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanimadigin insanlar
Bütün kitaplari okumak, bütün hayatlari tanimak arzusuyla yanmalisin
Degismemelisin hiç bir seyle bir bardak su içmenin mutlulugunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalisin
Ve kederi de yasamalisin, namusluca, bütün benliginle
Çünkü acilar da, sevincler gibi olgunlastirir insani
Kanin karismali hayatin büyük dolasimina
Dolasmali damarlarinda hayatin sonsuz taze kani
Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara, göge, bütün evrene
karisircasina
Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir
Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana
ATAOL BEHRAMOGLU

Seni okadar çok sevipte senden uzak olmak beni maffediyor.
Sadece uzaktan görmekle yetinmek istemiyorum
Sana sarılmak , sana dokunmak istiyorum.
Seni her gördügümde boynuna sarılmamak için
sarfettigim güç her geçengün artıyor.
Neden insanlar hep yapmak istediklerini degıl de yapmak zorunda olduklarını yaparlar.
Oysa ben seninle güzellikleri paylasmak ....
Ne hos olurdu degıl mi?
Sen benim varlıgımın farkında bile degilsindir.
Ama ben duygularıma engel olmuyorum
Ve
Bunlarda benim duygularıma engel degil
Senin kollarında olup
öyle kalabilmeyi okadar isteridm ki...
Ama bunlar sadece hayal
Ve
Ben hayallerle yasamaya Alısıgım!...
Duygu Girişmen
 
 |
BENCE SENDE SIMDI HERKEZ GIBISIN
Gözlerim gözünde aski seçmiyor  Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence simdi herkes gibisin 
Yolunu beklerken daha Her gece
Kaçiyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktim da iyice
Anladim ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karisti simdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de simdi herkes gibisin.
  
Onun Güzelligini Herkez Görüyorsa
O Bence Az Güzeldir!
Herkez Biliyorsa
O bence Hiç Güzel Degildir!
Onun Güzellgini Yalnız Ben Görüyorsam
Bu Sevgidir!
Yalnız Ben Biliyorsam da Bu Asktır!
Hiçkimse Görmüyorsa Bu Yalnızlıktır!.. ...

KESKE
Keske tanimasaydim seni
Omuzlarima bu kadar yük binmezdi o zaman
Gözlerim aglamayi bilmezdi
O kadar sik kalbim çarpmazdi böyle delicesine,
Benim de ellerim simsicak olurdu mutlaka
Geceleri asla uykusuzluk çekmezdim sabaha kadar
Rüyalarim hatta tatli hayallerim olurdu
Duygusuzca düsünmezdim yoklugunda günlerimi, saatleri hep
Hiç üsümezdim böylesine ölü soguklugunda
Hirsim takip etmezdi beni, kötü kader
Kan çanagina dönmezdi gözlerimin ta içi.
Kayan yildizlardin bende farkli dilekler tutardim,
Duyardim, anlardim yanimda konusulani,
Hayretim bu kadar artmazdi o zaman
Ben de gülerdim zaman zaman
Deniz ve mehtap benim için önemli olurdu.
Hele kara sapli biçak dostum olmazdi sirtimda
Günessiz dünyamda kavrulmazdi cigerim
Beynim ise böylesine hirçin aglamazdi.
Kar yüregime damla damla vurmazdi.
Gözyasim ruhumu daraltmazdi, benligimi sikistirmazdi.
En tiz sesiyle çigliklar atmazdi gögsüm.
Simsiyah yankilar olusturmazdi uykumda.
Saçima sakalima bende bakardim.
Delicesine bütün gücümle sigarami çekmezdim.
Ya da keske tanimasaydim seni...
Keske...

Beni bırakıp gittin ya,
Sende yalnız kalacaksın. Karanlık gecelerin üzerinden BEYAZ bir GÜL düşecek ellerine,
Bakıp ağlayacaksın. Haykıracaksın fakat seni duymayacağım. Bende senin gibi kaçacağım. Ama acımasızca başkasına değil, Sadece başlarında ağladığım gölgelerin arasına.
O zaman anlayacaksın beni, Avuçlarında aşk dolu BEYAZ bir GÜL, Kirpiklerinden süzülen gözyaşların, Parçalara bölünmüş kalbinle başbaşa kalacaksın. Bir gün öleceğiz ve karşılaşacağız seninle,
Bilinmeyen nam-ı diyarda
İste o gün seni affedeceğim. Ve gelip boynuma sarılmanı bekleyeceğim. Ama bilmelisin ki; ben uzun zamandır aynı diyardayım ve uzun zamandır ölüyüm...
Kal Demedin...
"Kal" deseydin, kalirdim. Demedin oysa...
Kuru bir "Bitmesin"den baska hiçbir sey demedin.
Öyle kuru, öyle soguk, öyle uzakti ki, ondaki anlam!
Bu kadar kolay miydi her sey, bu kadar yakin miydik uçuruma?
Savunmayacak miydin sevgimizi?
"Kal" diye haykirmayacak miydin ardimdan?
Düsündügüm bu degildi...
Hayal ettiklerim, beklediklerim baskaydi senden,
Mücadele beklemistim oysa...
Yelkensiz olan gemimizi kiyiya ulastiririz sanmistim...
Kiyiya ulastirirsin sanmistim...
Oysa, onu denizin ortasinda savunmasiz birakmama göz yumdun...
Bu kadar yipratici olamazsin...
Oysa, bir anlam olmaliydi yasadiklarimizda!
Paylasilan duygularin bir anlami olmaliydi.
Yüregimdeki martilarin bir anlami olmaliydi.
Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin,
Geçen aksamki sohbetin bir anlami olmaliydi.
Duygularimizin bir anlami olmaliydi.
Yüregimdeki tüm martilari uçurdun simdi...
Hangi yöne gittiler bilmiyorum,
Geri dönerler mi bilmiyorum.
Dünya bosaldi mi ne!
Neden bu kadar sessizlesti birden yasam,
Neden artik parlamiyor yakamozlar gözlerimde?
Neden artik rüzgar esmiyor,
Her sey seninle mi kaldi yoksa?
Mantigim... Mantigimi bana birak lütfen, ona ihtiyacim var.
Bazi seyleri anlamak için ona ihtiyacim var!
Evet! Ben istedim ayriligi, çikmaz yollara yönelen bendim,
Kucaginda bir yigin noktayla karsina çikan bendim...
Kahretsin! Bunu neden yaptigimi bilmiyorum.
Ve senin buna nasil göz yumdugunu...
Tipki hayatimdaki tutunacak herdali,
senin icin kirdigim gibi...
kendimi bile bile yalniz birakisim gibi...
Ve... Senin hayatimdaki tek dal olmani istedigim gibi!
Bazi seyler vardi aramizda biliyorsun,
Olmamasi gereken ama daima varolan.
Farkli uçlardaydik seninle,
Farkli mevsimleri seviyorduk, farkli zamanlarda....
Sen büyük firtinalara vardin, bense lodostan bile ürküyordum..
Oysa basardigimiz seyler vardi her seye ragmen,
Daha dogrusu öyle saniyordum...
Binlerce yildiz arasinda,
Ayin güzelligini gösterebilmekti tek amacim...
Yildizlari söndürmekti... Sorunlari yok etmekti...
"Bitti" deyisim öylesine bir seydi, öylesine, siradan,
sakaciktan...
"Hayir" demeliydin!
Hatta kiyametler koparmaliydin yüregimde,
Hendekler açmaliydin yoluma gidemeyeyim diye.
Sahip çikmaliydin gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...
Beni yolumdan alikoymaliydin...
"kal" demeliydin... Defalarca "kal" demeliydin...
Oysa, demedin...
Belki de senin tutulacak dal olmaya niyetin yoktu ve ben
seni hayatimdaki tek önemli insan yapmakta hata etmistim...
Belki böylesi daha iyi oldu...
"Kal" deseydin kalirdim... Hem de seve seve kalirdim.
Martilarla kalirdim. Yakamozlarla kalirdim.
Demedin oysa!
Bilir misin?
Kaç çiglik olup yikildi yüregim giderken...
Bilir misin?
Nasil bir cana hasretti yüregim, yolumdan döndürecek...
Bilir misin?
Nasil zor oldu ardima bakmadan çekip gitmek...
'KAL' desen kalacaktim...
DEMEDIN OYSA!!!
  

 
Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
*****
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak isterdim...
*****
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...
******
Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.
*****
Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz. Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.
*****
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
******
Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler. *****
Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü.”Nereye götürdü?” diye den bana sor. Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök. Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder.
*****
Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!
******
Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ’at olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi, uyuması, Hakk’ın emrini tutması, yerine getirmesi içindir. Sakın Hak’tan başkasını dost edinme! Çünkü halkın dostu olmak, halkın gözüne girmek ömürsüzdür, ancak yarım saat sürer.
******
MEVLÂNÂ'NIN YEDİ ÖĞÜTÜ
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün...
Ya göründüğün gibi ol...
  


|
Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!
Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor...
Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN...
Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!
Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin...
Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.
Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum...
|
ωüя∂єѕт ∂υ ∂єιη єяz тαυ¢н gєяηє ƒяιѕ¢н υη∂ нєιß нαℓтєη;ιη ѕєякαη'ѕ ωαняєм ωєg ѕєιηєѕ євєηѕ
  EGER BİRGÜN
*Eğer bir gün kendini ağlayacak gibi hissedersen Ara beni Seni güldürebileceğime söz veremem Ama seninle ağlayabilirim
*Eğer bir gün korktuğun yağmurlar seni ıslatırsa Göz yaşların süzülürse yanaklarından Çağır beni Bil ki seninle ağlayabilirim
*Eğer bir gün aşk şarkısı kulağını tırmalarsa Nameler karışırsa birbirine Seslen bana Ben o şarkıyı sana söyleyebilirim
*Eğer bir gün yalnızlığa yenik düşersen Geceler uykunu bölerse Haber yolla Sana anılarımı getirebilirim..
*Eğer bir gün her şeyi bırakıp gitmeyi düşünürsen Beni aramaya korkma Seni durdurmaya söz veremem Ama seninle gelebilirim
*Eğer bir gün hiç kimseyi dinlemek istemiyorsan Beni ara Senin için orada olacağıma söz veririm Ve çok sessiz olacağıma da
*Eğer bir gün ölmeye karar verirsen Beni ara Sana sensiz olmanın ölüm olduğunu Anlatabilirim..
*Ama eğer bir gün beni arar Ve hiç cevap alamazsan Çabucak beni görmeye gel Belki de benim sana ihtiyacım vardır.
*Geç kalma olasılığını da hesaba kat Mutlu olabileceğimi düşün buyüzden eger birgün, işte; suan o gün...     Bu gün olduğu gibi yarında sonrada ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine... Bugünüm gibi yarınımda da hep sevginle yaşayacağıma... Her bakışında okuduğun o gözleri, her zaman yanında göreceğine en yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma... Sıkıntının sıkıntım, üzüntünün üzüntüm olacağına.... Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime... Her üzgün anında gülüşünün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma... Asla soğuktan da yalnızlıktan da seni üşütmeyeceğime... Gözümün gözüne değdiği her an sana yeniden aşık olup seni bir PRENSESE dönüştüreceğime... Her sabah sana aşık olarak uyanacağıma... Beni tanıdığın gün, bende gördüğün neyse, ömrümce aynı beni göreceğine... Sevgimin asla değişmeyeceğine... Sevgimin asla azalmayacağına... Aksine her gün büyüyen bir sevgiyle seni mutluluk ormanlarına taşıyacağıma... Seni asla ihmal etmeyeceğime... Sana asla yalan söylemeyeceğime... Başkalarının yanındayken seni asla unutmayacağıma... Elini usul usul, korka korka tutup, ilk gündeki heyecanı hep yaşayacağıma ve elini hiç bırakmayacağıma... Bir ömür senin canın olarak kalacağıma... Tüm balonları senin için gökyüzüne salacağıma... Tüm çiçeklerde seni göreceğime... Okyanuslarda seni dalga yapacağıma... Gökkuşağına salıncak kurup 7 renge senin rengini karıştıracağıma... Her satıra seni yazacağıma, seni çizeceğime, sana sesleneceğime... Sadece bir gün değil bütün günlerin senin günlerin olacağına... Her günün bir öncekinden daha güzel olacağına... Her anın unutulmazlık zincirine bir yenisini ekleyeceğime... Seni sonsuzluk kadar çok seveceğime... Seni SEN olduğun için SENİ SEVECEĞİME... Seni bir ömür SEVECEĞİME... Seni bir ömürden öte SEVECEĞİME.................................... YEMİN EDERİM...
"Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.
"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum "
"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, Yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."
Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine
"Kendine Iyi Bak" gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.. Ta ki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar* Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.
Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.
Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin. Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, Bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, Çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler.
"Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" Diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin....
Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi?
Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi?Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi?
Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., Gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse... Sen de "Kendine Iyi Bak.
Kendine Iyi Bak derler,ve giderler!:(

Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben. Kimi işaret ettiyse ona yöneldim. Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor. Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan, işte öyle ıslattı beni aşkın. Seni bekledim ben. Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili, dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi, küçük dokunuşları sana sakladım. Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama, bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin. Ve bir gün çıktın karşıma. İşte o gün sevdaya dair nekadar tortu varsa içimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Hani bıraksan yemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım. Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım. Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum. O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.
Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı. Neler oluyor diye sormadan bir duygu selinin içinde bulursun kendini. Ama zaten aşk öyle bir şey değilmidir? Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi? Bırak kendini bırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni. Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak. Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa. Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım. Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde. Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımız birbirine karışsın. Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.
Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni. Ama merak etme ayakta kalırım ben. Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi. Senden bana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkım da benden yadigar kalır sana.. Ellerini tuttuğumda ben oluyorum. Büyüyorum. İçimdeki sevda ateşi büyüyor, bir yangın oluyor suyla sönmeyen. Ah nasıl atıyor kalbim bir duyabilsen... Kalbinin atışından yorulur mu insan. Ben yoruluyorum. Adını duyduğumda titriyorum. İçimde ki sevda telleri titriyor. Eriyorum, su olup akacağım sanki. Su olsam da sana akmak için bir yol bulurum ben. Ayaklarının dibinde bir göl olurum. Sen bu aşk suyuyla yıkanırsın. Seni düşündüğümde ki bir tek an bile yok seni düşünmeden geçen. Hasretin tutsağı oluyorum. Hasret dedim de seni özlemenin bu kadar zor olacağını bilmezdim. Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin. Bütün bedenimi sarıyor, hasretten şikayet etsemde aldırma sen. Kavuştuğumuzda yaşadığım mutluluk kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor.
Senin yanındayken dört mevsim bahar oluyorum. Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum. Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde, kokunla başımı döndürüyorsun. Bir bahardan diğerine uzanırken zaman, sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum. Bir de uzaklığın var ki dayanılmaz... Kahroluyorum, mapusluk çeken bir mahkum gibi günleri saatleri sayıyorum. Ya geleceksin, ya geleceksin yoksa çürüyüp gideceğim bu kapkara zindan da. O zaman gel gel ki yüreğim kavuşsun özgürlüğüne. Bir kuş gibi uçup konsun senin yüreğine. Bak o zaman bir daha karanlık olur mu? Bir daha zindana düşer mi bu adam?
Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş bir kıtanın topraklarında buluyorum. Adım adım dolaşıyorum seni. Sana dair ne varsa hepsini öğrenmek istiyorum. Keşfetmeye aç bir kaşifim ben ancak senin topraklarınla doyuyorum.
Sana her güm yeniden bir kez daha aşık oluyorum. Bu aşka ben bile şaşırıyorum ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor. Seviyorum seni, sevdam bir çığa dönüşüyor. Bana engel olmaya kalkacak ne varsa, kim varsa hepsini bir çırpıda silip sürpürecek kadar büyük bir çığa...
Sevdam,mutluluğum, cankuşum... Sen varsan, varım bende... Öyleyse benimle ol. Bir aşkın nasıl tutkulu, nasıl saf, nasıl sonsuz yaşanaçağını gösterelim herkese. Bir tek gün bile pişman olmayaçağına söz veriyorum ...
BAŞA GİTMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ OK İŞARETİNE BASINIZ...

|
|
|
|